Cumhuriyet; cumhurun yani halkın iradesinin yönetimlerde egemen olması demektir. Bunun için yapacağı seçimlerde fikir özgürlüğünü, eşit haklarla hiçbir kişi ve zümrenin ne altında ne üstünde bir imtiyaza sahip olmadan kullanabilmesi de demokrasidir.
Birbirini tamamlayan, yani biri varken diğerinin yok olmayacağı iki kavramdır.
Anayasamızda (evet, bizim de bir anayasamız var, her medeni devlet gibi 🙂) ülkemizin yapısı “üniter, cumhurbaşkanlığı sistemli, demokratik anayasal cumhuriyet” olarak tanımlanmıştır.
2002’den itibaren “bizim için demokrasi amaç değil araç” diyerek cumhuriyetin seçim aracına binip hükümet olan siyasetin, o günden sonra demokrasi gereği yaptığı seçimlerden kısa vecizleri hatırlayalım mı:
- Bir yüzükle siyasete girilebilmesi…
- Ayakkabı kutularında çıkan, sıfırlanamayacak kadar çok doların günah işleme özgürlüğü sayılması…
- Trafoya kedilerin girmesi…
- Atı alanların Üsküdar’ı geçmesi…
- Mühürsüz oyların bile muteber sayılması…
- Aynı zarftaki 4 oydan 3’ünün pürüp pak, sadece 1’inin yeniden tekrarına ihtiyaç duyulması…
- “Bunlar gelirse belediyeleri PKK teröristlerine teslim edecekler” vizyonuna sahip olunabilmesi…
- Ama kendileri varken her yeri teslim ettikleri FETÖ teröristleri ile beraber yol yürünebilmesi…
- “Milletin orasına koyacağız” diyen millet sevdalıları ile soluduğumuz havaya ortak olunması…
- “Verin 400’ü, bitireyim canlı bomba katliamını… verin yetkiyi, görün etkiyi… ekonomi benim işim, faiz sebep, enflasyon sonuç; çözüm: ‘nas’” diyebilmek…
- Zürriyetsiz Bahçeli 🔄 Başbuğ Bahçeli…
- Hocaefendi 🔄 Sümüklü Haşhaşi…
- Katil Apo 🔄 Kurucu Önder Sayın Apo…
- Dostum Esad 🔄 Tükaka Esed…
25 yılı bunları ve hepsinden “Rabbim ve halkım affetsin, beni de kandırmışlar” diyebilmek için demokrasiden daha güzel bir araç bulunabilir miydi?
Bulunamazdı tabii ki…
Cumhuriyetin erklerinin tam işlediği, tam sürüm bir demokrasi bunlara izin vermezdi. Bizim gibi kaderle baskı altına alınabilen, sadece buralarda yaşanabilecek öngörüsüz felaketlere “takdir-i ilahi”, beceriksizliklere de “dış güçler” denilerek kolayca avutulabilen ülkeler, demokrasinin en ilkel, yani “demo” sürümüyle 21. yüzyılı yaşıyor.
— Abi…
— Tombik…
— Abi, “demo-krasi” dedin ya… “faşo-aga” demek gibi mi yani?
— Hee agam, babam, he gurban… Maho, Bilo, Gülo, Zeyno kimin… kısaca “demo” diyek…
— Vıyyy, aaaam benle eğleniyyy 🙃
