Denizli’de nar üreticisi, artan mazot, ilaç ve işçilik maliyetleriyle mücadele ederken geçen yıl 30-35 liraya satılan narın bu yıl 15-20 liraya düşmesine tepki gösterdi.
Denizli’de üzümün ardından nar üreticisi de artan maliyetler ve düşen alım fiyatları nedeniyle zor günler geçiriyor. Merkezefendi’nin Çeltikçi Mahallesi’nde üreticiler, mazot, gübre, zirai ilaç ve işçilik giderlerindeki artışa karşı ürünlerini değerinde satamamaktan yakınıyor. Çeltikçi Muhtarı Turgut Çoban, geçen yıl 30-35 liraya satılan narın bu yıl 15-20 liraya kadar gerilediğini belirterek, “Bu maliyetlerle 15 liraya narı nasıl toplayacağız? Alıcı bulamıyoruz ki ürünümüzü toplayalım” dedi.
Merkezefendi’nin Çeltikçi Mahallesi’nde üreticiler, yaşadıkları sorunları Denizli Sanal Basın’a anlattı. Çeltikçi’de nar üreticileriyle bir araya gelerek sorunları yerinde dinledik. Üreticiler adına konuşan Çeltikçi Muhtarı Turgut Çoban, tarımsal girdi maliyetlerindeki artışa karşın nar fiyatlarının gerilediğini belirterek yetkililere çağrıda bulundu.
“Geçen yıl 30-35 liraya sattığımız nar 15-18 liraya düştü”
Nar üreticisinin yaşadığı ekonomik tabloyu rakamlarla anlatan Çoban, geçen yıl 30-35 liraya kadar alıcı bulan narın bu yıl 15-18 lira seviyelerine gerilediğini söyledi.
Çoban, “Geçen yıl 30-35 liraya nar sattık. Bu sene 15, 17, 18 lira diyen var. Maliyetlerimiz ise sürekli artıyor. Geçen yıl 53-55 lira civarında olan mazot bugün 100 lirayı geçti. Gübre, zirai ilaç, işçilik ve diğer bütün giderler artarken bizim ürünümüzün fiyatı düşüyor” dedi.
Nar üretiminde kullanılan zirai ilaçların maliyetinin de ciddi şekilde yükseldiğini ifade eden Çoban, üretimin her aşamasında ayrı bir giderle karşı karşıya olduklarını belirtti.
“Geçen yıl 50 bin liralık ilaç kullandıysak bugün 100-200 bin lirayı buluyor. Tarlanın sürülmesi, gübrelenmesi, ilaçlanması, budaması, hasadı… Her aşamada ayrı bir maliyet var” diye konuştu.

“Bir işçinin maliyeti 2 bin lira”
Hasat döneminde artan işçilik giderlerinin de üreticiyi zorladığını dile getiren Çoban, özellikle nar, ayva ve üzüm gibi ürünlerin toplama maliyetlerinin ciddi bir yük haline geldiğini söyledi.
Çoban, “Bir işçinin günlük maliyeti 2 bin lira. 25 kişilik bir ekip geldiğinde sadece günlük işçilik 50 bin lira. Bu maliyetlerle 15 liraya narı nasıl toplayacağız? Alıcı bulamıyoruz ki ürünümüzü toplayalım” ifadelerini kullandı.
Çeltikçi’de yaklaşık 9-10 dönümlük nar bahçesinden 17-20 ton arasında ürün alınabildiğini belirten Çoban, geçen yıl 30-35 liraya satılan narın bu yıl 17-20 liraya dahi zor alıcı bulduğunu söyledi.
“Şimdi bizim malımızı kim alacak?”
Çoban, üreticinin ürününü satabileceği pazarın daraldığını da savundu. 41 büyük halcinin cezaevine gönderilmesinin ardından alıcı sayısının azaldığını ve bunun hasat döneminde üreticiyi etkilediğini öne süren Çoban, halcileri savunmadıklarını ancak yaşanan sürecin üretici açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Biz halcileri savunmuyoruz. Suçları varsa cezalarını çeksinler. Ancak zamanlamaya bakmak gerekiyor. Tam hasat döneminde alıcıların azalması üreticiyi de mağdur ediyor. Şimdi bizim malımızı kim alacak?” dedi.
Kalan bazı alıcıların fiyatları kendi aralarında belirlediğini üreticilerin iddia ettiğini aktaran Çoban, bu konuda yetkililerden denetim talep etti.
“Bugün Antalya’da nar 30 lira civarında. Burada 13, 15, 17 liraya kadar düşüyor. Aynı ürün, aynı ülke. Biz geçen yıl 30-35 liraya sattığımız narı bugün neden 15-20 liraya satıyoruz? Bunun hesabı sorulmalı” diyen Çoban, üreticinin zor durumda olduğunu söyledi.
“Çiftçi tamamen bitik durumda”
Sorunun yalnızca nar üreticisiyle sınırlı olmadığını belirten Çoban, buğday, pamuk ve üzüm üreticilerinin de benzer sıkıntılar yaşadığını dile getirdi.
“Buğday yıllardır aynı yerde. Pamuk yıllardır aynı. Üzüm deseniz bu sene dalında kaldı. Üreticinin girdileri sürekli artıyor, ürünün fiyatı yerinde sayıyor veya geriliyor. Çiftçi tamamen bitik durumda” ifadelerini kullandı.
Üreticilerin borçlarını kapatabilmek için traktör ve tarım makinelerini satmak zorunda kaldığını söyleyen Çoban, “Üç yıl önce aldığımız traktörü bugün üç yıl önceki parasına satamıyoruz. İnsanlar traktörünü, tarım aletlerini satıp borcunu kapatmaya çalışıyor” dedi.

“1 kilo buğday 1 ekmek etmiyor”
Tarımda yaşanan sıkıntıyı buğday fiyatı üzerinden anlatan Çoban, üreticinin temel girdiler karşısında yaşadığı kayba dikkat çekti.
“1 kilo buğday bir ekmek etmiyor. 200 gram ekmek için 1 kilo buğday satılıyor. 8 kilo buğday satıp 1 litre mazot alabiliyoruz. Bunun hesabını herkes yapsın” diye konuştu.
Çiftçiye verilen desteklerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çoban, gübre ve diğer tarımsal girdilerdeki vergilerin de üretici açısından ele alınmasını istedi.
“Gençler artık çiftçiliğe yönelmiyor”
Tarımın geleceği açısından gençlerin üretimden uzaklaşmasının büyük bir sorun olduğunu ifade eden Çoban, üreticilerin yaş ortalamasının yükseldiğini söyledi.
65 yaşında olduğunu ve hâlâ üretmeye devam ettiğini belirten Çoban, tarımda emeğin karşılığının alınamamasının gençleri sektörden uzaklaştırdığını dile getirdi.
“Gece üçte, dörtte ilaç attığımız oluyor. Bazen iki saat uykuyla tarlaya gidiyoruz. Ama gençler bu işi yapmak istemiyor. Çünkü para kazanamıyorlar, emeğinin karşılığını alamıyorlar. Böyle giderse bu işi yapacak kimse kalmayacak” dedi.
Çoban, üretimin sürdürülememesi halinde Türkiye’nin tarımda dışa daha fazla bağımlı hale gelebileceği uyarısında bulundu.
“Sayın Bakan, bize bir yol gösterin”
Üreticilerin açıklamalarının siyasi bir amaç taşımadığını belirten Çoban, Tarım ve Orman Bakanlığı’na çağrıda bulundu.
“Biz siyaset yapmıyoruz. Hükümeti kötülemek için konuşmuyoruz. Sadece sesimizi duyurmak istiyoruz” diyen Çoban, şöyle devam etti:
“Sayın Tarım Bakanım, bize bir yol gösterin. Bu ürünleri ne yapacağız? Kim alacak? Biz üretelim, siz devamını getirin. Devlet arkamızda dursun. Ürünümüzü alsın, üreticinin maliyetini karşılayacak bir fiyat versin. Çiftçi bu kadar sahipsiz bırakılmamalı.”
Çeltikçi’de nar üreticilerinin ortak talebi ise artan maliyetler karşısında desteklenmek, ürünlerini gerçek değerinde satabilmek ve üretimin sürdürülebilir hale gelmesi.
Çoban, yaşadıkları sıkıntıyı şu sözlerle özetledi:
“Sabır, sabır, sabır… Ama sabır da bir yere kadar. Üretici ürettiğinin karşılığını alamazsa bu iş nereye kadar gidecek?”
