Başkaları nasıl bu kazanımı edindi bilmem ama biz..1071 de Anadolu topraklarına giren Türkler için hikaye emsalsizdir. Tarihin akışı içinde, bitmek bilmeyen savaşların ardından 1299 da Bilecik’te küçük bir obada Osman Bey’in yaktığı çoban ateşiyle Viyana kapılarına kadar yayılmış, tabiri caizse yedi düvele hükmetmiş, saltanatın ve hilafetin yani bütün sözün sahibi sadece “padişahım çok yaşa” diyen halkın (kulların) payitahtları tarafından babadan oğula geçen imparatorluğu, 600 yılın sonunda taht kavgaları ile eriyip Anadolunun göbeğinde bozkıra sıkışmış bir halde hasta adam olarak düştüğü yerden destan yazarak kaldıran kahramanların torunlarıyız biz..
Bir asır önce yokluk, tükenmişlik ve parçalanmışlık halinde bir ulusu önce cephede kurtuluş destanıyla ayağa kaldıran sonra masada yapısal devrimler ile altyapısını tamamlayıp, artık zamanı gelince;
“Efendiler yarın CUMHURİYETİ ilan ediyoruz” azim ve iradesini koyan tarihin efendilerine bugün sanki dizi film izler gibi bize sunulan algı oyunlarıyla kritik yapabiliyoruz..
Ne acıdır ki 102 yıl sonra bugün, ataları destan yazan bir milletin evlatları olarak tarihimizi inkar edercesine, kara propaganda bir ayrıştırmaca ile Cumhuriyeti tartışıyor, kurucularını yok sayıyoruz..
Şu bilinsin ki dışarıda tersanelerimize girmeye göz diken harici..içerde müstevlilerin siyasi emellerine şahsi menfaatleri için eyvallah eden dahili bedbahtların, sonunu getiremeyecekleri oyunlarına alkış tutanlara asil kanlı Türk Evlatları izin vermeyecektir..
Cumhuriyet bir kurgu değildir..
Yönetmeni de oyuncuları da Seyit Onbaşıdan Elifin Kağnısına..Merkez Efendiden Selanikli Mustaya kadar gerçek, bugünün içi boş sloganı “yerli/milli” değil Edirne’den Kars’a emsali görülmemiş eşşiz, yerli ve milli bir destandır..
Babadan oğula güzel ahlak bırakan, gönderine nefes alabileceği bir bayrak diken, çıkar odaklarına yem olmadan nefsine hakim bir iradeyi, kendi kendine ayakları üzerinde durabilmek için akıtılacak alın terini miras bırakan, aklın ve bilimin geleceğe taşıyacağı, hukuk temelli bir rejimin adıdır Cumhuriyet..
“buyur geç bu makam, bu imtiyaz, bu bal-börek senin” denilecek bir hazırcılığı kabul etmeyen onurlu bir duruşun adresi ve güvencesidir..
O yüzden altına imzanızı koyduğunuz bu büyük eser.. o imzayı bir asırdır yere düşürmemeye And içmiş, ne mutlu Türküm diyen herkesle beraber ilelebet muteber kalacaktır, hiç şüphen olmasın ATAM. Çünkü;
“90 yıllık film arası” değil bitmeyen filmin ta kendisidir Türkiye Cumhuriyeti
